Tarih
Hazırlayan
20. yüzyılın ortalarından beri dünya ekonomisi günden güne küreselleşmenin etkisi altına girmiştir. Erişilebilirlik ve ulaşılabilirlik kolaylaştıkça ekonomik yönden sınırlar kalkmış ve dünyada ülkelerin de dahil olduğu uluslararası rekabet söz konusu olmuştur. Tıpkı ülkelerde olduğu gibi şirketler de her gün değişiklik gösteren pazar şartlarına uyum sağlamak ve gelişen piyasaların gerisinde kalmamak için yeni çözüm arayışları içine girmiştir. Ticaret şirketlerinin birleşmesi de çözüm arayışlarının neticesi olarak kendini göstermiş olup son yüz yıl içerisinde günden güne yaygınlaşmıştır.
Şirket birleşmeleri ile daha karlı ve etkin faaliyetin sağlanması, vergisel yönden bir çok kolaylıktan yararlanılması, teknoloji alanındaki gelişmelerin yakalanabilmesi, rekabet açısından olumlu ilişkilerin sürdürülmesi gibi birçok imkandan faydalanılması söz konusu olmuştur. Şirketlerin birleşmesi hem birbirleri açısından hem de üçüncü kişiler açısından hüküm ve sonuç doğurması için tescil zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir.
Öncelikle birleşme kararının ticaret siciline tescilin sonuçları ayrı ayrı açıklanmıştır. Bu açıklamalar yapılırken şirketlerin birleşmesi neticesinde ortaya çıkan yeni durumlar ve bu durumların dışarıya karşı etkileri hakkında değerlendirmelerde bulunulmuş ve bazı hususlar Yargıtay kararlarıyla açıklanmaya çalışılmıştır.
Birleşmede ticaret siciline tescil, kaynağını İsviçre Birleşme, Bölünme, Tür Değiştirme, Malvarlığı Devrine İlişkin Federal Kanunu’nun 21. maddesinden almakta olup, Türk Ticaret Kanunu 152. Maddesinde hüküm altına alınmıştır.(1)
Maddenin birinci fıkrasında “birleşme kararı” ile ifade edilmek istenen, birleşme sözleşmesinin firmanın genel kurulu tarafından onaylanmasıyla birlikte elde edilen karardır. Aynı fıkrada yer alan “birleşme kararı alınır alınmaz” ifadesi ile de birleşme kararının, birleşmeye iştirak eden tüm şirketlerde alınmasının mı bekleneceği yoksa her bir firmanın kendisi yönünden birleşme kararını alır almaz ticaret siciline mi başvuracağı net değildir.
Devralma biçiminde birleşmelerde firmalardan birisi devralan firma olması kaydıyla, en az iki ticaret firması bulunmaktadır. Devrolunan firmaların sayısının kimi zaman fazla olması, firmaların ticaret siciline müracaat etmek için, müşterek bir tarif bulmalarını zorlaştırmaktadır. Firmalardan bir tanesi, şirket birleşme sözleşmesi gereği genel kurulunu toplayarak birleşmeye ilişkin karar almasına rağmen, diğer firma henüz kendi genel kurulunu toplantıya çağırmamış olabilir. Hızlı hareket eden firmanın birleşme kararını tescil ettirmesi halinde, malvarlığının geçişi ve değişim mevzularında problemler ortaya çıkabilmektedir.(2)
Kanun maddesindeki hükmün gayesi, birleşmeye iştirak eden firmaların genel kurullarında karar alındıktan sonra, hızlıca tescil müracaatının yapılmasını sağlamaktadır. Süre bakımından Kanun veya Yönetmelik’te herhangi bir ibare yer almamakla birlikte bu başvurunun, en geç birkaç gün içinde yapılması gerektiğini savunan görüşler bulunmaktadır.(3)
Birleşmeye katılan firmalar, birleşmeye ilişkin kararı farklı tarihlerde alabilirler. Devrolunan firmaların birden çok olduğu hallerde, bir şirket diğerinden evvel tescil müracaatında bulunabilir. Yasa veya Yönetmelik’te şirketlerin aynı anda veya birlikte başvurmaları konusunda herhangi bir şart bulunmamaktadır.
Devrolunan firmanın kayıtlı olduğu ticaret sicil müdürlüğü, şirket birleşmesinin tescilini, devralan firmanın kayıtlı olduğu ticaret sicil müdürlüğüne ivedilikle bildirir. Devralan firma yönünden yapılan tescil de, devrolunan diğer firmanın kayıtlı olduğu ticaret sicil müdürlüğüne bildirilir. Birleşme sebebiyle infisah eden firmanın unvanı da bu bildirimle beraber re’sen sicilden silinmektedir.
Birleşme kararıyla beraber tescile tabi diğer konuların da tescil edilmesi gerekmektedir. Devralma yoluyla birleşmede bu hususlardan biri, devralan firmanın birleşme sebebiyle sermayesinin artması ve sermaye artırımı için ana sözleşme değişikliğidir.(4)
Birleşme kararı, devralan firma yönünden kural olarak, sermaye artırımını beraberinde getirmektedir ve devralan firma yönünden, ana sözleşme değişikliğine neden olacaktır. Kanun’a göre, birleşme kararının alındığı genel kurul toplantısında onaylanıp kabul edilen ana sözleşme değişikliğinin, birleşme kararında olduğu gibi yönetim organınca ticaret siciline tescil edilmesi gerekmektedir. Bu husus Türk Ticaret Kanunu 152. madde 2. fıkrasında belirtilmiş olmakla birlikte, Kanun’un 154. maddesine göre, birleşme iradesiyle yürütülen işlemlerden sonra, ticaret siciline tescil ettirilen birleşmeye ilişkin kararı aynı zamanda Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde de ilan edilmesi gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanunu 152. maddesi 2. fıkrası ve Türk Sicil Yönetmeliği 127. maddesi 5. fıkrası(5) uyarınca, devralan firmada sermaye artırımının söz konusu olması durumunda birleşme ve sermaye artırımı aynı zamanda tescil edilmesi gerekmektedir.
Kanun, devreden firmaların birleşme ve şirketin infisahı kararının tescil müracaatının, devreden firmanın yönetim kurulu tarafından yapılmasını öngörmüş olup yine aynı şekilde, devralan firmanın sermaye artırımı ve birleşme kararının tescili için başvurunun da firmanın yönetim kurulunca yapılmasını öngörmüştür.
Ticaret sicil müdürü, Türk Ticaret Kanunu 32. maddesi 1. fıkrası uyarınca birleşmeye ilişkin kararın tescil edilmesine ilişkin talebi, tescil için aranılan yasal koşulların bulunup bulunmadığını denetlemekle yükümlüdür.(6) Burada işaret edilen, genel hukuki inceleme anlamında bir denetimdir. Çünkü, genel hukuki incelemeyi aşan bir denetim sadece mahkemeleri ilgilendiren bir husustur.
Tescilin yapılmasına ilişkin sicil müdürü tarafından duraksanan veya hal yolu mahkeme ilamına bağlı olan konularda, tarafların talebiyle birlikte geçici olarak tescil söz konusu olmaktadır. Fakat bu gibi konularda taraflar üç ay içerisinde mahkemeye müracaat ettiklerini veya kendi aralarında mutabakata vardıklarını ispat edemezler ise, geçici tescil re’sen silinir. Mahkemeye müracaat edilmesi halinde, hükmün kesinleşmesinden sonra neticeye göre işlem yapılmaktadır.
Birleşmeye iştirak eden firmaların yönetim organları, sicil memurunun vereceği karara karşı kendilerine kararın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bağlı olduğu ticaret mahkemesine itiraz etme hakları bulunmaktadır.
Tescil ile beraber birleşme hukuken geçerliliğe kavuşacaktır. Bu nedenle tescille birlikte devreden firmanın tüm aktif ve pasifleri, tescil anından itibaren devralan firmaya geçecektir. Tescil ile birlikte devreden firmanın ortakları, devralan firmanın ortağı olabileceği gibi külli halefiyet prensibi gereği malvarlığı da devralan firmaya geçecektir.
Birleşmenin, şirketlerin yönetim organlarınca yürütülen işlemlerin ve hazırlanan sözleşmenin, birleşmenin tarafı olan tüm firmaların genel kurulları tarafından gerekli nisaplara göre onaylanmasından sonra, birleşmeye ilişkin kararın sicile tesciliyle beraber birleşme sona ermiş olacaktır. Birleşmenin hüküm ifade etmesi yönünden, alınan kararın ticaret siciline tescili gerekmektedir. Bu haliyle ticaret siciline yapılan tescil, bir takım sonuçları da beraberinde getirmektedir.
Türk Ticaret Kanunu 153. maddesi 1. fıkrasında birleşmenin, birleşme kararının ticaret siciline tesciliyle beraber geçerlilik kazandığını belirtmektedir. Bu nedenle ticaret sicile yapılan tescilin, kurucu bir etkiye sahip olduğu söylenebilir. Birleşmeye iştirak eden firmaların genel kurullarında alınan birleşme kararı, birleşmenin hüküm ve sonuç doğurması açısından yeterli değildir. Şirketlerin genel kurullarınca verilen onay veya alınan karar tescilin ön koşulunu oluşturmaktadır.(7)
Birleşme kararının ticaret siciline tescili ile beraber, tescilin kurucu etkilerinden biri söz konusu olur ve devrolunan firma infisah eder. Fakat belirtmek gerekir ki birleşmelerde yer alan özel düzenlemeler, bahsetmiş olduğumuz infisahı diğerlerinden ayırmaktadır. Kural olarak sona eren bir firmanın tasfiye evresine girmesi, borçların ve alacakların ödenmesi, kalan bir varlık var ise ortaklar arasında paylaştırılması gerekmektedir. Fakat birleşme bu kuralın bir istisnasıdır. Türk Ticaret Kanunu 136. maddesi 4. fıkrasında da belirtilen haliyle, birleşme ile birlikte infisah eden şirket bilahare tasfiye olunmaksızın tüm malvarlıklarını devralan firma bünyesine geçirmektedir.
Türk Ticaret Kanunu 152. maddesinin 3. fıkrasında, birleşmenin ticaret siciline tescil edilmesiyle birlikte devrolunan firmanın sona ereceği yer almaktadır. Bu manada tescil kurucu bir etkiye sahiptir. Tescil ile beraber devrolunan firma kendiliğinden son bulur. Devrolunan firma birleşme kararını, devralan firmadan evvel ticaret siciline tescil ettirirse, infisahın gerçekleşmesi, devralan firmanın da tescilinin yaptırmasından sonra, devrolunan firmanın tescil tarihinden itibaren sonuçlarını doğurmak üzere, birleşmenin kurucu etkisi ortaya çıkmaktadır. Bu haliyle de sona erme gerçekleşir.
Bu gibi durumlarda infisahın askıda hükümsüz olduğu da düşünülebilir. Birleşmenin meydana gelmesiyle beraber sona eren firmanın ticaret sicilindeki kaydı da kendiliğinden silinecektir.
Yargıtay kararlarında da ticaret şirketlerinin birleşmesiyle, birleşen şirketin taraf ehliyetinin sona erdiği belirtilmektedir. Tüzel kişiliğin sona ermesiyle birlikte de, artık devrolunan firmanın taraf ehliyetinin sona bulduğu başka bir ifadeyle ölü bir kişiden farksız olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay kararında bu durum “birleşme ve devralma suretiyle tasfiyesiz infisah durumunda; bir ticaret şirketi başka bir şirket tarafından devralınırsa ( TTK m. 451 ) eski şirketin tüzel kişiliği sona erer. Keza, bir ticari şirketin diğer bir ticari şirketle birleşmesi halinde de birleşen şirketin hükmi şahsiyeti sona erer.” şeklinde belirtilmiştir.(8)
Ticaret siciline birleşmenin tesciliyle beraber hukuki geçerlilik kazanmasının en mühim neticelerinden bir tanesi de, devrolunan firmanın malvarlığının tüm aktif ve pasifleriyle beraber devralan firmaya geçmesidir. Külli halefiyet ilkesi gereği, malvarlığının geçmesi için herhangi bir işleme lüzum bulunmamaktadır.
Külli halefiyet ilkesinin bir neticesi olarak devrolunan firmanın taşınmazları ve bunlar üzerindeki sınırlı ayni hakların, devralan firmaya geçmesi için, resmi senet tanzim edilmesine ve tapu siciline tesciline lüzum bulunmamaktadır. Devralan firma, tapu sicil müdürlüğünde tek taraflı olarak taşınmazın kendi namına tescilini talep edebilir. Bu tescil açıklayıcı tescil olarak kendini gösterir. Bahse konu iktisap tescilsiz iktisap hali olduğundan, yararlanan firma taşınmazların mülkiyetini tescilden önce kazanmaktadır. Menkul mallar için ise külli halefiyet ilkesi uyarınca, devralan firmanın teslim olmaksızın asli zilyetliği olduğu, başka bir ifade ile birleşme sonucunda menkuller teslim edilmemiş olsa bile, bu malların mülkiyeti devralan firmaya geçmektedir.
Birleşmeye taraf olan firmaların tamamının kendi genel kurullarında birleşme için aldıkları karardan sonra, devrolan firmanın kararı tescil ettirmesine rağmen devralan firmanın henüz bu kararı tescil ettirmemesi askıda hükümsüzlük sonucunu doğuracaktır. Devralan firmanın da bahse konu tescili gerçekleştirmesiyle birlikte, devrolunan firmanın yapmış olduğu tescil tarihinden başlamak üzere sonuçlarını doğurur ve birleşmenin kurucu etkisi gerçekleşir. Bu haliyle de devrolunan firmanın malvarlığı bütün olarak devralan firmaya geçer.
Türk Ticaret Kanunu 153. maddesi 2. Fıkrası uyarınca, birleşmenin hukuki olarak gerçekleşmesiyle beraber, devrolunan firmadaki ortak sıfatına haiz olan kişiler de, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın devralan firmada ortak sıfatını kazanırlar. Bu durum pay sahipliğinin devamlılığı ilkesi olarak da ifade edilmektedir.
Birleşmeye katılmak istemeyen ya da birleşmeden sonra firmada olması istenmeyen yüzde on oranına kadar pay sahibine, seçimlik hak olarak veya zorunlu olarak, şirketteki payının değerine isabet eden meblağı alarak firmadan ayrılma hakkı tanınmıştır.(9) Türk Ticaret Kanunu’nun 141. maddesinde ayrılma akçesi olarak bu istisnai durum yer almaktadır. Bu durum haricinde, birleşmenin sicile tescili ile birlikte devrolunan firmanın ortakları devralan firmada intikal eden malvarlığı göz önüne alınarak hesaplanan değişim oranı nispetinde kendiliğinden devralan firmanın ortağı sıfatını kazanacaklardır.
Türk Ticaret Kanunu 157. Maddesinde, birleşme halinde birleşmeye iştirak eden firmaların alacaklılarının korunması maksadıyla alacaklılara, birleşmenin geçerlilik kazanmasından başlayarak üç ay içinde talepte bulunmaları durumunda, devralan firmanın bu alacakları teminat altına alması gerektiğini düzenlenmiştir.
Ticaret sicilinde birleşmenin tescil edilmesinden sonra hukuken geçerlilik kazanan ve kesinleşen birleşme ile birlikte, firmadan alacaklı olan alacaklılar, birleşen firmalardan olan alacaklarının birleşme sebebiyle teminat alınmaları isteyebilmektedirler. Alacaklıların bu talepleri için Yasa’da öngörülen süre birleşmenin kesinleşmesinden başlayacaktır. Bu haliyle birleşmenin bir diğer sonucunun da alacaklıların, alacaklarını teminat altına alınmasını talep etme için öngörülen sürenin başlaması olarak ifade edilebilir. (10)
Ticaret firmalarının birleşmesi gibi yapısal değişiklikleri ticaret siciline tescille beraber geçerlilik kazanmaktadır. Birleşmenin tarafı olan firmalarca, birleşmeye ilişkin karar alınır alınmaz birleşmenin tescili için ticaret siciline müracaat etme zorunluluğu Türk Ticaret Kanunu 152. maddesi ile getirilmiştir. Başa bir anlatımla birleşme sözleşmesinin firmaların genel kurulunda onaylanmasına yönelik kararın alınmasıyla birlikte tescil edilmesi zorunlu hale gelmiştir.
Şirketlerin birleşmesi bakımından ticaret siciline tescil kurucu niteliktedir. Fakat, kurucu özelliği bulunan tescil işlemi birleşme yönünden devrolunan firmanın tescil işlemidir. Bunun sebebi, devrolunan firmanın tescili anında birleşmenin sonuç doğurmasıdır. Devralan firmanın birleşme kararının tescil işlemi açıklayıcı özelliktedir. Tescil ile birlikte artık, devrolunan firma kendiliğinden sona ermektedir.
Ticaret siciline birleşmenin tesciliyle beraber hukuki geçerlilik kazanmasının en mühim neticelerinden bir tanesi de, devrolunan firmanın malvarlığının tüm aktif ve pasifleriyle beraber devralan firmaya geçmesidir. Külli halefiyet ilkesinin bir neticesi olarak devrolunan firmanın taşınmazları ve bunlar üzerindeki sınırlı ayni hakların, devralan firmaya geçmesi için, resmi senet tanzim edilmesine ve tapu siciline tesciline lüzum bulunmamaktadır. Çünkü birleşme karının tescil işlemi ile birlikte aslında iktisap, tapu müdürlüğünde tescil olunmaksızın sağlanmıştır. Menkul mallar için de teslime gerek olmaksızın yine tescille beraber mallar devralan firmaya geçmektedir.
Görüldüğü üzere, birleşme kararının ticaret siciline tescili ile birlikte kendiliğinden gerçekleşen bir çok işlem bulunmaktadır. Tescil işlemi kurucu nitelikte bir işlem olduğundan gerekli özen ve dikkat gösterilmesi gerekmekte olup aksi halde birleşmeye katılan kişilerin sorumluluklarının söz konusu olacaktır.
Al Kılıç, Ş., Türk Ticaret Kanunu Tasarısına Göre Ticaret Şirketlerinin Birleşmesi, 1. Basım, İstanbul: Beta, 2009.
Kocaer, Ş., Şirket Yeniden Yapılandırmaları, Dördüncü Baskı, Ankara: Seçkin, 2018.
Öztürk Almaç, T., Ticaret Şirketlerinin Birleşmesinde Ortaklık Haklarının Devamlılığı İlkesi, Birinci Baskı, Ankara:Seçkin, 2019.
Poroy, R./ Tekinalp, Ü./ Çamoğlu, E., Ortaklıklar Hukuku I, 14. Bası, İstanbul:Vedat, 2019.
Pulaşlı, H., Şirketler Hukuku Genel Esasları, Yedinci Baskı, Ankara: Salmat, 2021.
Gürbüz Usluer, A.E., “Ticari İşletmelerin Devri, Yapısal Değişiklik ve Ticaret Şirketlerine Ayni Sermaye Getirilmesi İşlemlerinde, Ticaret Sicili Müdürünün Bildirim Yükümlülüğü ve Hukuki Sonuçları”, İÜHFM, C. LXXI, S.2, s.145-164, 2013, (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/97831 , 16.05.2021).